Mitoloji ve Sanatta Anne Sütü

A Mother And Child Looking At The Virgin And Child, R. Bottomley 1883

Bir besin düşünün, yediğinizde hepsini kusursuzca sindirebiliyorsunuz, vücudunuzun tüm ihtiyaçlarını karşılıyor, aynı zamanda sizi mikroplara karşı koruyarak hasta olmanızı engelliyor ve hiç bir hazırlık yapılmadan istediğiniz her an yiyebiliyorsunuz.

Yetişkinler için böyle bir yemek henüz icat edilmedi ancak bebekler için halihazırda böyle bir besin var!

Anne sütü bir yaşamın başlangıcına refakat eden yegâne besin ve hayatımız boyunca aldığımız en besleyici gıdadır. Annenin sütü bebeği için özel olarak üretilir, her annenin süt bileşenleri birbirinden farklıdır bu nedenle. Bebeğinin neye daha çok ihtiyacı varsa o besin öğesinden daha çok vardır anne sütünde.

Anne sütünün faydaları, üstünlükleri saymakla bitmez elbette, gelin bugün farklı pencerelerden bakalım anne sütüne. Bu değerli besinin konu edildiği destanlara, mitolojiye, sanat eserlerine…

Anne sütü, bir annenin çocuğuna verebileceği en değerli hediyedir. Bebeğin hayatındaki ilk iletişimidir “emmek”. Aynı zamanda dünyaya gelen bebekten istenilen ilk eylemdir. Tıpkı Oğuz Kağan Destanı’nda Ay Kağan’ın yavrusuna feryadında olduğu gibi…

Oğuz Kağan’ın doğumu:

Yine günlerden bir gün Ay Kağan’ın gözü parladı doğum ağrıları başladı ve erkek bir çocuğu oldu. Bu çocuğun yüzü gök, ağzı ateş gibi kızıl, gözleri elâ, saçları ve kaşları kara idi. Perilerden daha güzeldi.

Aydın oldu gözleri, renklendi ışık doldu,
Ay Kağan’ın o gündü, bir erkek oğlu oldu.
Üç gün üç gece geçti, annesine gelmedi,
Annenin memesinden, bir damla süt emmedi.

Sözleriyle doğumu anlatılır Oğuz Kağan’ın. Ve fakat emmez annesinden sütü. Çünkü Oğuz Han, diğer Türk destanlarında olduğu gibi doğar doğmaz bir olgunluk ve erginlik gösteriyordu.

Bana gelmedi, diye annesi ağlıyordu,
Sütümü emmedi, diye kalbini dağlıyordu.
Ağlayıp sızlıyordu beşiğe dolanarak,
Sütümü az em! Diye çocuğa yalvararak.

İnsanlık doğadaki olayları ilk olarak mitlerle açıklamaya çalışmıştır. Şimşekler çakıyor, yer gök inliyorsa Zeus’u kızdırdınız demektir. Bu doğrultuda ilk olarak mitolojide karşımıza çıkıyor, annelik ve anne sütü…

Yunan mitolojisindeki en büyük tanrı olan Zeus’un süt anneleri vardır. Bu süt annelerden birisi bir peri kızı olan Kinosura’sır diğeri de bir keçi olan Ameltheia. Ve Zeus’u dağlık bölgelerin tanrıçası İda’lı ana Rhea büyütmüştür. Zeus’un Leto’dan doğma kızı, büyük tanrıça Artemis ise kardeşinden sadece birkaç dakika önce doğarak Apollon’un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir.

Mısırın erken dönemlerinde de kadınların, anne ve çocukların “Baş Azizesi” olarak kabul edilen Isis’i bi papirusta görmekteyiz. Birçok farklı isimle karşımıza çıkan bu Mısırlı tanrıça, dünyadaki hemen bütün dinlerinde doğanın ve doğurganlığın sembolü olarak görülmektedir.

  1. Isis (doğurganlık ve analık tanrıçası) çocuğu Horus (güneş tanrısı)’u emziriyor.
  2. Thoth (bilgelik tanrısı) büyülü koruma amblemi veriyor.
  3. Amen-Ra (Mısırlı prenses)  Isıs’e hayat sembolü sunuyor.
  4. Osiris’in kızı tanrıça Nekhebet uzun yaşam, yaşam, kararlılık, güç ve egemenlik sunuyor.
  5. Osiris’in kızı tanrıça Sati uzun yaşam, istikrar, güç ve egemenlik sunuyor.

Daha sonra tablolarda karşımıza çıkıyor. Farklı dönemlerde farklı kişilerce yapılmış fakat hepsinde aynı mükemmel duygu…

Anneler anne sütüne gereken değeri vermiyor, anne sütüne güvenmiyor, “ya bebeğim doymuyorsa” endişesi taşıyor. Hâlbuki ilk 6 ay doktor kontrolünde bebeğin gelişiminde bir sorun yoksa anne sütü yeter de artar bile! Anne sütüne gereken değerin verilmemesi nedeniyle aileler için çoğu zaman anne sütüne teşvik çalışmaları yapılmaktadır. Tıpkı bu posta pullarında olduğu gibi…

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorum giriniz.
Lütfen isminizi giriniz.