Neden Diyet Yapamıyoruz?

Her gün televizyonda, gazetede, internette ve hatta arkadaş sohbetlerinde çok fazla yer bulan sağlıklı beslenme konusu günden güne artarak yoluna devam ediyor. Birbirine taban tabana zıt söylemler içinde olan konukları aynı televizyon programında farklı günlerde görebilirsiniz ve ikisinin de söyledikleri size en doğru olanıymış gibi aktarılabilir. Hatta bazı besinler bir moda akımı gibi hayatınızdan gelip geçebilmektedir.

Aslında çoğumuz her şeyden yeteri kadar yemenin ve bunu bir düzene oturtmanın en sağlıklı beslenme şekli olduğunu biliyoruz. Ve yine çoğumuz bunu uygulayamıyoruz. Peki neden?

1.Düzeni sevmiyoruz.

Tam saatlerde derse başlamayı planlayıp 15 dakika gecikse bile bir sonraki saate erteledik, pazartesi düzenli çalışmaya başlayacağım deyip salı olmadan vazgeçtik, günlük plan yapıp uymadık ve daha bir sürü şey… “Bugünün işini yarına bırakma.” sözüyle dalga geçti ya hep, bir türlü alışamadık düzene. Saati saatine beslenmek de zor geliyor illa ki. Sabah biraz daha erken kalkıp mükellef bir kahvaltı yapmak da poğaça, simit alıp çayın yanında yemekten zor geliyor. Hadi üç ana öğünü düzenli bir şekilde yedik, ara öğünler için alarm mı kuralım, zaten işimiz başımızdan aşkın!

2.Tek amacımız doymak!

Sofraya aç oturduğumuzda yediklerimizin lezzeti dışında çok da bir şey düşünmeyiz. Yayla çorbasının yanında makarna yerken aslında tek çeşit beslendiğimizin (sadece karbonhidrat) farkına varamayabiliriz. Çorba yerine salata ve ayran koyduğumuzda çok besleyici bir öğünün bizi beklediğini öğrenmeliyiz. Beslenme eğitiminin yetersizliğinden de kaynaklı bu durum ancak elimizde internet gibi bir velinimet olunca bahanemiz de egale oluyor.

Sadece acıktığımızda yemek yerine 3 ana ve 3 ara öğün olarak beslenmek gün içindeki kan şekerinizi dengede tutar ve ana öğünlere çok aç başlamamanızı sağlar. İki ana öğün arasında, acıkmadan yiyeceğiniz sağlıklı atıştırmalıklar kan şekerinizi düzenlerken vitamin ve mineral almanızı da sağlar. Çeşitlilik ve denge bu konudaki sihirli sözcükler.

3.Su içmiyoruz.

Vücudumuzun yaklaşık %60’ı sudan oluşmaktadır. Yaşamımızın devamı ve sağlığımızı korumamız için en büyük ihtiyacımız sudur.

Susamak vücudun kaybettiği suyu yerine koymak için son çırpınışıdır. Aslında susama hissini yaşamadan gün içinde düzenli olarak su içmeliyiz. Günlük su ihtiyacınız da enerji ihtiyacınız gibi kişiseldir. Uzmanlar, açlık hissinin  aslında çoğu zaman susuzluktan kaynaklandığını belirtiyor. Yani acıktığınızı hissettiğinizde önce bir bardak su için!

4.Şekerli içecekler…

Kışın çaya, kahveye atılan şekerler ile yazın susuzluk hissini gidermek için içtiğimiz şeker içeren serinletici içecekler vücudumuza gereksiz yere enerji almamıza neden oluyor. Aldığımız bu gereksiz enerjiyi harcayamadığımız için göbek bölgesinde yağlanmaya neden olur.

5.Tatlılar ve aburcuburlar…

Çikolata, pasta, baklava gibi tatlılarla cips, kraker, şekerleme gibi paketli gıdalardan vazgeçemiyoruz. Özellikle tatlı yiyecekleri ara öğünlerde tükettiğimizde kan şekeri dengemizi bozarak daha çabuk ve daha çok acıkmamıza neden oluyorlar. Bununla birlikte yine gereksiz enerji alıyoruz. Diğer paketli gıdaların ise birçok koruyucu madde ve katkı maddesi bulunduğundan, vücuda zarar verme olasılığı da artıyor. Bu tür gıdaları mümkün olan en düşük miktarlarda tüketmeye özen göstermeliyiz.

 

CEVAP VER

Lütfen yorum giriniz.
Lütfen isminizi giriniz.