Şeker, sağlıksız yaşam tarzının en büyük oyuncusu olarak obezite, karaciğer yağlanması, tip 2 diyabet, kanser, kolesterol ve kalp hastalıklarına neden olur. Şekerin zararlı olduğu konusuna katılmayan kimse kalmadı. Şekerin vücuda zararları bilinmesine rağmen evlerimizde ve endüstride şeker kullanımı azalmasına rağmen tamamen bitmedi. Tatlının, vücutta mutluluk hormonu olarak da adlandırılan serotonini harekete geçirerek mutluluk vermesi nedeniyle tatlıdan vazgeçemememiz bu durumun nedenlerinden birisi olabilir.

Şeker Nedir?

Şeker olarak adlandırdığımız karbonhidratlar besinlerin içinde doğal halinde bulunur, ancak o besin bir bütündür ve içinde şekerin dışında posa, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller gibi vücuda faydası olan bir çok besin ögesi bulunur. Beyaz şeker ya da sofra şekeri olarak adlandırdığımız sakkaroz ise şeker pancarı ya da şeker kamışı gibi bitkilerin içinden ayrıştırılmış ve içinde başka hiçbir besin ögesi olmayan, vücuda fayda sağlamayıp zarar veren bir madde haline geliyor. Bu nedenle tatlı ihtiyacının meyvelerden, şeker eklenmemiş pekmez ve baldan karşılanması gerektiği önerilir.

Şekerin en tehlikeli olduğu alan gıda endüstrisi. Çoğu zaman farkında bile olmadan vücudumuza çok fazla şeker tüketmiş olabiliriz. Meyveli yoğurt ve sütlerde, çikolata, bisküvi ve keklerde, gazlı içeceklerde, soğuk çay ve kahvelerde, meyve sularında fazla miktarda şeker bulunur. Gıda etiketlerinde şeker, fruktoz şurubu, glikoz şurubu, mısır şurubu ve yeni düzenlemeyle nişasta bazlı şeker (NBŞ) olarak yazıyor. Hazır gıda tüketiminde etiket okumak ve etikette yazan maddelerin ne olduğunu bilmek şeker tüketimi açısından da büyük önem taşıyor.

Satın almadan önce yiyeceklerin ve içeceklerin etiketini okuyarak şeker tüketiminizi azaltabilirsiniz.

Şekerin Vücuda Zararları

Şekerin zararlı etkilerinin bilincinde olarak ve bunun farkında olarak bilinçli bir şekilde tüketilmesiyle zararlı etkilerinin önüne geçilebilir. Yeterli ve dengeli beslenerek hayatımıza fiziksel aktivite de kattığımızda sağlığımızı korumak ve güçlendirmek adına önemli adımlar atmış oluruz. Bunu sağladığımızda nadiren tüketilen tatlının zararı bu denli olmayacaktır.

Şekerin zararı, yapısından kaynaklanmaktadır. Sindirim sistemimizde kolay bir şekilde sindirilerek hızlı bir şekilde kana karışır ve insülin hormonunu uyararak kısa bir sürede yükselmesine neden olur. İnsülin hormonu, şekerin hücre içine alınarak yakılıp enerji üretilmesini ya da yağ olarak depolanasını sağlar. Bu durum çok sık gerçekleştiğinde şeker daha fazla depolanarak yağ oranı artar ve obeziteye yol açar. Aynı zamanda insülin hormonun bu kadar çok uyarılması, kanda hızla yükselmesi, hormonun salgılanma mekanizmasını etkiler. Hücrelerin insüline karşı direnç geliştirmesine neden olur. Bu durum da tip 2 diyabet hastalığına yol açar. Kanser oluşturan hücrelerin de şekeri besin olarak kullanıp hızla çoğalması kanser hastalığına yol açar ve bu durum devam ettiğinde hızla büyüyüp zarar verici etkisini artırır.

Çocukluk çağında çok fazla şeker tüketimi, aileden gelen genetik bir altyapı olmaksızın çocukluk çağında obeziteye yol açar. Aynı zamanda çocukluk çağında şeker tüketimi, vitamin-mineral yetersizlikleri, diş çürükleri ve hiperaktiviteyle de bağlantılıdır.

Şeker tüketimi ile sağlık arasındaki ilişkiyi belirmek için yapılan araştırmalardan birinde günlük alınan kalorinin %25’inin şekerden gelmesi kalp hastalıklardan ölme riskini 2 katına çıkardığı bulunmuştur.

Kadınlar üzerinde yapılan başka bir araştırmada ise günde bir bardak ve üzerinde meyve suyu tüketenlerin tip 2 diyabet hastası olma ihtimalinin, hiç tüketmeyenlere ya da nadiren tüketenlere göre 2 kat fazla olduğu görülmüştür.

Şekerin beyni nasıl etkilediğiyle ilgili çalışmalarda ise şekerli içecek tüketimi fazla olan kişilerin hafızalarının daha zayıf ve beyin hacimlerinin daha küçük olduğu gözlenmiştir.

Günde 2 ve üzerinde şekerli içecek içen kişilerin, içmeyenlerde göre 2 kat daha fazla yaşlandığı da şekerle ilgili yapılan çalışmalarda gözlenen verilerden.